| Paket anılarım:
2006 yılının son 1 haftasında her sene olduğu gibi yine paketledim...
Artık benim için geleneksel hale gelen yılın en son günlerinin, yılın en son saatlerine kadar yaptığım paket günleri bu kez farklı bir deneyimdi. Aslında sadece paket değil “hediye pakedi” demem gerekir. Hiç sonu gelmeyecekmişçesine talep edilen, kuyrukların en başındaki “paketçi” yine bendim.
Aslında her sene daha da iyi yapıyorum bu işi. İlk zamanlar hatırlıyorum da müşteriler bayağı sert çıkarlardı. Bazen dayanamayıp müdahale ederler, elimden almak isterlerdi. Hatta bir keresinde patrona bile şikayet etmişlerdi. :) Ama artık seneler geçti. Tecrube kazandım. Şimdi bakıyorun da kendi kendime bayağı iyi yapıyorum işimi, üstelik kuyruk sadece 1 kere 5 – 6 kişiye kadar uzadı. Genelde hesap alana kadar bitiriyorum herkesin hediye paketini. Zaten işimi son dakikaya bırakmıyorum, önceden hazırlıyorum boy boy zarf şeklinde renkli ambalaj kağıtlarını...
Anlayacağınız, hiç boş durmak yok, yemeğe, tuvalete gitmek çok zor. Telefona bile cevap vermek gerçekten kısa kesmeyi gerektiriyor.
Mağazada yüzlerce, binlerce ürün ve müşteri birbirleri ile buluşmaya çalışırken, benim esas ilgim bizim satış ekibinde. Bu sene çok farklılar, inanılmaz başarılılar, ilişkiye geçiyorlar, ürün öneriyorlar, sonra bir tane daha, sonra bir tane daha... Müthiş bir hız, özenle seçilmiş sorular, cevaplar dikkatle dinleniyor, bilgisayar gibi 2 – 3 saniye düşündüklerini görüyorum ve hediye önerisini patlatıyorlar. Başka şey alıp çıkan pek nadir. Kararsız insanları hediye avcıları haline geliyor, bir hediye diğerini izliyor. İnanılmaz bir ortam. Nedense ortaçağdaki (hani 1 savaşçıya 7 – 8 kişi düşer) savaşçılar geliyor aklıma...
1 senede 1 hafta perakende mağazada bulunuyorum. Ama 1 sene önce ile şimdiyi karşılaştıramıyorum bile. Gelişme inanılmaz. Perakende de insan davranışları, istekleri değişiyor, hizmetler, sunumlar farklılaşıyor, rakipler alternatif önerilerle geliyor... Perakende 240 km. ile gidiyor. Dünkü taktik bugün çalışmıyor, her zaman gelişmek zorunda. Durup bir kenarda park etmek mi? :)
Hasip Özbudun
|